MUSTAFA TATCI

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Yazılar Yazılar Sıdkî Baba

Sıdkî Baba

e-Posta Yazdır PDF

mtatci6Doğumu 1865 vefatı 1928

Oğuz Türklerinden Dedegarkın aşiretinden güçlü bir Bektaşî ozanıdır. Ailesi Malatya'nın Çerme köyünden olup Hacı Ahmetler diye anılmaktadır. Aile bu köyden göç ederek Silifkeye gelir. Ailenin bütün fertleri koleradan ölür. İçlerinde sadece mehmet adında bir çocuk sağ kalır. Sağ kala kadınlarla bu çocuk Yenice'ye yerleşirler. Daha sonra bu genç Kavalalı M. Ali Paşa'nın ordusuyla Kütahya'dan Mısıra gitmiştir. Bir fırsatını bularak Mısır'dan kaçmayı başaran mehmet, köye geri döner. Eşeli adında bir kızla evlenir. bu evlilikten Ahmet ve zeynelabidin adında iki çocuğu olur. ZeynelAbidin saza meraklıdır. Pervane mahlasıyla şiirler söylemeye başlar. Babaları mehmet, çocuklar küçükken ölür.

 

Aşık pervane on iki yaşında iken 1293 tarihindeHacı Bektaş Dergahına gider. Buna göre doğum tarihi 1281 (M. 1865) olmaktadır.

Pervane Dergaha varır, Hacı bektaş Postnişini Feyzullah efendi, çocuğun dinlenmesini, üç gün sonra görüşebileceğini söyler. Üç gün sonra huzura çıkan çoçuk dergahta kalmayı ve iyi bir eğitimden geçmek için her şeyi kabul ettiğini belirtir. Bunun üzerine Feyzullah Efendi'nin de Cemaleddin ve Veliyüddin adlı çocuklarıyla birlikte dergahın medresesinde eğitim görür.

İki yıl sonra annesininin yanına Yenice'ye ziyarete gelmiştir.

Dergaha geri döndüğünde Feyzullah efendi'in öldüğünü öğrenmiştir. Dergah'ta posta Feyzullah Efendi'nin oğlu cemaleddin efendi geçmiştir. bu beraberlik 1310 senesine kadar sürmüştür. Sıdkî mahmlası, ona cemaleddin efendi tarafından verilmiştir.

Post vekili olarak bütün Anadolu'yu dolaşan Sıdkî bir gezi sırasında çok beğendiği Merzifon'un Hariz köyünde ikamet etmeye karar vermiştir.

1309 (1893) yılında Çorum'un Alaca ilçesinin İmad köyünden Hatice Hanımla evlenmiştir. Sıdkî bu evlilikten sonra hariz köyüne yerleşmiştir. Hatice Hanımın ölümünden sonra Harız köyünden Naciye adlı bir kızla evlenir. her iki hanımdan on bir tane çocuğu dünyaya gelmiştir. Ömrünün sonuna kadar Hariz'de yaşayan Sıdki, aynı zamanda bir Bektaşi Baba'sıdır. türbesi harız köyündedir. nefesleri torunu Muhsin Gül tarafından yayınlanmıştır. Arapça ve Farsça'ya da vakıf olan şairin hece ve aruz vezniyle yazdığı güçlü şiirleri bulunmaktadır. Şiirlerinde Pervane ve Sıdkî mahlaslarını kullanır.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Muhsin Gül, Halk Ozanı Sıdkî Baba, Ankara  1984

 

Şeriat şehrinde Ahmed-i Muhtar

Ol cemâlullahı görene yâ Hû

Tarîkat postunda Hazret-i Hünkâr

Eşiğine yüzler sürene yâ Hû

 

Mârifet kitâbı gönülde sırdır

Hakîkate vâsıl olanlar erdir

Ahad Ahmed Ali mânâsı birdir

Bu çarhı devrânı kurana yâ Hû

 

Bir yere cem' oldu kırklar yediler

Kudret peteğinden lokma yediler

Arı sırrı Ali sırrı dediler

Esrâr-ı Mevlâ'ya erene yâ Hû

 

Lezzet aldın ise savm u salâttan

Biat et mürşide vaz gel inattan

Çekegör elini Lât u Menât'tan

Gönül putlarını kırana yâ Hû

 

Eriş bir mürşide eyleyip cehdi

Sâdık ol kavlinde bozma gel ahdi

Ay gibi âşikâr Muhammed Mehdî

Aklını başına derene yâ Hû

 

Yazıldı tarihler bin üç yüz kırktır

Dinimiz kuvvetli şekkimiz yoktur

Yüz yigirmi dört bin peygamber haktır

İkrâr kapısından girene yâ Hû

 

Sıdkıyâ sıdkile eyleyip îmân

Evlâd-ı Resûl'den tutmuşuz dâmân

Tevrât Zebûr İncîl âyet-i Kur'ân

Asâ'yı Musa'ya verene yâ Hû

Muhsin Gül, Halk Ozanı Sıdkî Baba, Ankara  1984, s. 181

 

*

Kudret kandîlinde bir ziyâ iken

Tâ ol zamân âşık oldum nûra ben

Gökler yerde iken yer deryâ iken

Üç bin sene hizmet ettim pire ben

 

Elif lâm sûresin kandîlde gördüm

Aslı bir noktadır sırrına erdim

Şol yedi kapıya yüzümü sürdüm

Cebrâil ile bile erdim sırra ben

 

Ziyâsından halkeyledi toprağı

Vücûd buldu bu eşyânın menbaı

Cemâlinden zuhur etti aşk bâğı

Bülbül gibi düşdüm âh u zâra ben

 

O dem cemâline bülbülân oldum

Açtım goncalarım bir gülşân oldum

Hakîkat yolunda bezirgân oldum

Dört bin sene gittim geldim şâra ben

 

Halk etmeden arşı kürsi âlemi

Şol yeşil kandîle verdik selâmı

Üstaddan öğrendim bunca kelâmı

Bir harf ile heves ettim kâra ben

 

Emreyledi bu âlemi var etti

Vücûdum evini ulu şâr etti

Bu rûhumu şol âleme sırr etti

Hamdülillah erdim gizli sırra ben

 

Emretti ademden âleme saldı

Yedi yer yedi gök nûr ile doldu

Yüz yiğirmi dört bin peygamber geldi

Musâ ile bile gitdim Tûr'a ben

 

Kendimi vücûd-ı ademe soktum

Bu fâni dünyâyı yedi kez yıktım

İsâ ile bile göklere çıktım

Mansûr ile bile durdum dâra ben

 

Deşt-i Kerbelâyı derc ettim gezdim

Doksan bin kelâmı okuyup yazdım

Nesimî gibi kendi kendimi yüzdüm

Şimdi Pervâne'yim yandım nara ben.

Muhsin Gül, Halk Ozanı Sıdkî Baba, Ankara  1984, s. 43

 

*

Çatılmadan yerin göğün binâsı

Muallakta iki nûra düş oldum

Birisi Muhammed birisi Ali

Lahmike lahmi'de bire düş oldum

 

Ezdi aşkın şerbetini hoş etti

Birisi doldurdu biri nûş etti

İkisi bir deryâ olup cûş etti

La'l ü mercân inci düre düş oldum

 

O deryâ yüzünde gezdim bir zamân

Yoruldu kanadım dedim el-amân

Erişti câr'ıma bir ulu sultân

Şehinşâh bakışlı ere düş oldum

 

Açtı nikâbını ol ulu sultân

Yüzünde yeşil ben göründü nişân

Kâf u nûn sûresin okudum o ân

Arş kürs binâsında yâre düş oldum

 

Ben âdemden evvel çok geldim gittim

Yağmur olup yağdım ot olup bittim

Bülbül olup firdevs bâğında öttüm

Bir zamân gül için hâra düş oldum

 

Âdem ile balçık olup ezildim

Bir noktada dört hurûfa yazıldım

Âdem'e cân olup Şit'e süzüldüm

Muhabbet şehrinde kâra düş oldum

 

Mecnûn olup Leylâ için dolandım

Buldum mahbûbumu inanıp kandım

Gılmânlar elinden hulle donandım

Dostun visâlinde nâra düş oldum

 

On dört yıl dolandım pervânelikte

Sıdkî ismim buldum dîvânelikte

Sundular aşk meyin mestânelikte

Kırkların cem'inde dâra düş oldum

 

Sıdkı'yam çok şükür dîdâra erdim

Aşkın pazarında Hak yola girdim

Gerçek âriflere çok metâ verdim

Şimdi hacı Bektaş Pire düş oldum

Muhsin Gül, Halk Ozanı Sıdkî Baba, Ankara  1984, s. 55

 

*

Âdem yaratılıp binâ olmadan

Nice bin yıl evvel yaşımız bizim

Buğday yere düşüp dâne olmadan

Kudretten pişiptir aşımız bizim

 

Azrail memuriyete geçmeden

İsrafil mikail arşa uçmadan

Cebrail halk olup kanat açmadan

konmuştur kandile kuşumuz bizim

 

nakş olmadan ayın günün cilhası

Mazhar-ı nûr idik Hak âşinhası

Yapılmadan yerin göğün binhası

Külünkten geçmiştir taşımız bizim

 

bir gürûhuz niyazımız Allah4a

bağlıdır belimiz kelâmullaha

şükür mazhar olduk cemâlullaha

Ehl-i irfanız yok naşımız bizim

 

Lâ-mekhan şehrinden bu khana geldik

Nefh olunduk kevn ü mekâna geldik

Devreyleyip nakş-ı insâna geldik

Hakkı zikretmektir işimiz bizim

 

Uğradık kırklara devran içinde

Sundular aşk meyin irfhan içinde

Hak cemhalin gördük seyrhan içinde

Hayr ile yoruldu düşümüz bizim

 

Sıdkıyâ bu dehrin sergerdânıyız

Evvel baki idik şimdi faniyiz

Hünkhar derghahının dervişhanıyız

Bir mürşide bağlı başımız bizim

Muhsin Gül, Halk Ozanı Sıdkî Baba, Ankara  1984, s. 83.

 

*

İçdim aşk meyini oldum dîvâne

Kınaman ağalar yâr delisiyim

Yandı gönlüm yandı bir nevcüvâne

Sönmez yüreğimde nâr delisiyim

 

Düştüm sahralara ağlamak kârım

Mecnûn gibi ben Leylâ'mı ararım

Kalmadı tahammül yoktur karârım

Başladım efgâna zâr delisiyim

 

Derdi olmayana derdim açmazam

Câhil meydânında gevher saçmazam

Öldürseler bir telinden geçmezem

Nâmûs ile gayret âr delisiyim

 

Düştüm bir goncanın intizârına

Bülbül gibi arzum dost gülzârına

Hak'tan destûr aldım aşk pazarına

Üstâd meydânında kâr delisiyim

 

Sıdkı der eyledim bu yolda ikrâr

Her cân bilmez nedir bendeki esrâr

Gönül vaz mı gelir etseler berdâr

Şimdi Mansûr gibi dâr delisiyim

Muhsin Gül, Halk Ozanı Sıdkî Baba, Ankara  1984, s. 150.

Paylaşabilirsiniz...

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


Günün Sözü

Terk etmeyen derk edemez.
Mustafa Tatcı

vahibummikucuk

Hazret-i Pir Şeyh Şaban-ı Veli ve Şabaniyye

YunusReklam

fuadireklam

bitmeyecekroman

kitpsablon5

Limni'de Sürgün Bir Veli Niyâzî-i Mısrî

Konuk

mod_vvisit_counterBugün26
mod_vvisit_counterDün158
mod_vvisit_counterBu Hafta960
mod_vvisit_counterToplam220277

Haber Grubu

Yeniliklerden haberdar olmak için e-posta grubumuza katılabilirsiniz










(Copyright © 2011 Mustafa Tatcı) Aksi belirtilmediği sürece, bu sitedeki yazılı, görsel ve sesli materyallerin ve konseptlerin kopyalama, çoğaltma, vb. fikri mülkiyet hakları Mustafa Tatcı'ya ait olup tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazılı ve görsel malzemelerin, sahibinin yazılı izni olmadan tamamen veya kısmen herhangi ortamda kopyalanması, yayınlanması, çoğaltılması ya da dağıtılması kesinlikle yasaktır.